Bel fıtığı oluşumuna neden olan birçok faktör vardır. Ağır bir yükü kaldırmak ya da ters hareket yapmak gibi pek çok faktörün yanında kişi kaynaklı faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

Kişi kaynaklı faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüf olmaması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir. Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Fakat yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur.

Disklerin sağladığı su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Anne karnındaki bir bebeğin diskinde su oranı %90 iken, çocuklarda bu oran %80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Bu azalmaya disklerde olan beslenme bozukluğu, mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder.

Diske giren oksijen ve besin miktarı azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastik yapısını yitirir ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine fazla basınç uygulanınca ya da kişi yanlış bir hareket yaptığında disk içine bulunan yumuşak kısım çevresindeki kapsülü yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

Yani zemin hazır hale geldiği zaman bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, ağır olmayan bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir.

Bazı aile fertlerinin hepsinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon diğer insanlara göre daha erken yaşlarda olmakta, haliyle daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik olduğu da bir gerçektir.

Damar hastalıkları, şeker hastalığı ve sigara kullanımı gibi durumlar diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini yani onun beslenmesini kötü bir şekilde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler sırasında ortaya çıkan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek ya da uzanarak yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır. Bu durumda bel fıtığının nasıl kolayca teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir.

Diskin dış bölümünü oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve diskin içinde olan nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine engel teşkil ederler.

 Yük diskin üzerine simetrik bir şekilde uygulandığı zaman, diskin iç ve dış kısımlarını oluşturan yapılar bariz şekilde deforme olur. Ancak bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

 

Yük diskin üzerine asimetrik bir şekilde uygulandığı zaman, yükün olduğu tarafta bulunan komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

 

Diskin içindeki nükleus denen kısım maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Oysaki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik bir şekilde uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığını kolayca gerçekleştirecektir.

Omurgaya yandan baktığımızda (sagital plan) fıtıklaşan ve  yer değiştiren disk materyalinin farklı yerleşimleri görülmektedir.

Bel fıtığının yatay (horizontal) planda değişik yerleşimleri görülmektedir.

Fıtıklaşan disk, omurilik kanalına doğru ilerleyebilir (B, C, D). Ancak omurilik kanalını terkeden sinirlerin içerisinden geçtiği yanlardaki foramen denilen delikler yönüne doğru da gelişme gösterebilir (E). Hatta foramenlerin dışına kadar da uzanabilir (F).